» Anasayfa / » Okuma, Düşünme ve Sorgulama Yerini Slogancılık ve Fanatizme Bırakmıştır

Okuma, Düşünme ve Sorgulama Yerini Slogancılık ve Fanatizme Bırakmıştır

“Son 200 Yıldır Müslümanlar Tarihten Neredeyse Çekildiler”

Mevcut dünyanın hem morfolojisini hem anatomisini hem de fizyolojisini bileceğiz diyen Turhan, mevcut dünya düzeni içerisinde İslam coğrafyasının, Müslümanların durumuna bakalım diyerek şunları söyledi, “Bundan 500 yıl kadar önce, bu tarih artı eksi 50 yıl olsun, İslam coğrafyasında üç devlet var. Bunlar Osmanlı Devleti, Safevi Devleti ve Babür Devleti’dir. Bu devletlerle İslam coğrafyası 500 yıl önce en güçlü olduğu döneme tanıklık ediyordu. Ancak özellikle de son 200 yıl Müslümanlar tarihten neredeyse tamamen çekildiler. İslam coğrafyasının işgal edilmeyen bir karış toprağı kalmadı.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra da İslam coğrafyası mevcut şeklini aldı.

Endonezya’dan Fas’a, Bosna-Hersek’ten Yemen’e yeni devletler kuruldu” diyerek İslam coğrafyasının içerisinde bulunduğu durumu özetledi.

 

“Üniversiteler Bilim ve Düşünce Üretiminde Batı’nın Gerisinde Kalmıştır”

Kendi kendisine yeten İslam ülkesinin olmadığını söyleyen Turhan, “ Üniversiteler bilim ve düşünce üretiminde Batı’nın gerisinde kalmıştır. Bunun sonucu olarak teknolojik bağımlılık var. Teknolojik bağımlılık beraberinde ekonomik, siyasi ve kültürel bağımlılığı da berberinde getiriyor. İslam ülkelerinin neredeyse tamamı yine İslam ülkeleri olan komşularıyla problem yaşıyorlar. İnsanların yönetimi adil, zor durumunda sığınılacak, yaşanılabilir olarak gördükleri bir İslam ülkesi neredeyse yoktur. İslam ülkelerinde yaşayan insanların çoğu Batı ülkelerini daha yaşanılabilir buluyorlar” diye konuştu. 

“Diyalogun Yerini Çözüm Olarak Şiddet Almıştır”

İslam coğrafyasının halen içinde bulundu durumu ve bu hale nasıl geldiğini anlat Turhan, “ Gün geçtikçe mezhepçilik ırkçılık ve bölgecilik artıyor. Hamaset ve hurafe hakikatin yerini almış vaziyette. Kültürel iktidar taklitçiliğin ötesine geçemiyor. Okuma, düşünme, sorgulama yerini slogancılık ve fanatizme bırakmıştır. Fizik, kimya ve biyoloji gibi temel bilimlere önem verilmiyor. Mevcut dünya sisteminin nasıl işlediğini anlayamayan geniş bir kitlenin olması.  En önemlisi de çözüm olarak diyalogun yerinin şiddet almasıdır” dedi.

“Evlilik Yaşı Artmaktadır”

Mevcut dünya düzeni içerisinde Türkiye’nin durumuna da değinen Turhan, “ Köyden kente göç artmaktadır. Kentsel Dönüşüm Artmaktadır. Gökdelen, Rezidans, AVM Artmaktadır. Otomobille Ulaşım Artmaktadır. Teknoloji tüketimi artmaktadır. Kredi ve Kredi kartı kullanımı artmaktadır. Boşanma oranları artmaktadır. Evlilik yaşı artmaktadır. Psikolojik tedavi alan insan sayısı artmaktadır. Alkol, uyuşturucu ve madde bağımlılığı artmaktadır. Cinsel sapmalar ve hastalıklar artmaktadır. Tutuklu ve hükümlü sayısı artmaktadır. Huzur evlerinde kalan insan sayısı artmaktadır. İntihar vakaları artmaktadır. Şiddet olayları artmaktadır. Yabancı düşmanlığı artmaktadır “ diyen Turhan bu durumla beraber, “Cezaevlerinde toplam 208 bin 457 hükümlü 55 bin 574 kişi tutuklu bulunuyor. Cezaevi toplam nüfusu: 264.03’dir.  Türkiye 2018 sonu itibarıyla;

 743' u annesiyle kalan bebekler de dahil toplam 3 bin çocuk cezaevinde. Cezaevinde tutuklu öğrenci sayısı 1. 848.

65 yaş üzerinde yaşlı mahkûm sayısı ise 3 bin 269 iken 248 de engelli bulunuyor. Cezaevlerinde en çok uyuşturucu suçlusu bulunuyor. 50 bin civarında olan uyuşturucudan cezaevinde bulunanların 47 bini ticaret suçundan, 4 bini kullanım suçundan içeride. Uyuşturucu suçunu terör, hırsızlık, insan öldürme, cinsel suçlar takip ediyor. Buna göre,10 suçun toplamı cezaevlerinin yüzde 93'ünü oluşturuyor” diye konuştu.

“Her Daim Hakkı ve Adaleti Gözetin”

Bu ülkenin ve coğrafyanın hepimizin olduğunu söyleyen Turhan, “Bu dünya müstakbel çocuklarımızın, müstakbel torunlarımızın bize bir emanetidir. Hem bu ülkeyi hem de bu dünyayı daha yaşanılabilir bir hale getirmek hepimizin sorumluluğu. Siyasi düşüncesi, yaşama bakışı ne olursa olsun, biz bu ülkenin insanların ortak aklıyla, tutum ve davranışlarıyla hem şimdiki zamanı şekillendiriyoruz hem de geleceği inşa ediyoruz. Hep birlikte hem bu ülkeyi hem İslam coğrafyasını hem de tüm yeryüzünü daha yaşanılabilir kılmamız gerekir. Bunun için tüm kardeşlerimize önerimiz. Ahlaki değerleri öncelemektir. Güzel ahlak, kendimiz için istediğimizi kardeşimiz için de istemek, kendimiz için istemediğimizi kardeşimiz için de istememektir. Her daim hakkı ve adaleti gözetmektir. Tutkularla ihtiyaçlar arasındaki farkı (nefis terbiyesi) görüp, tutkuların esiri olmamak, ihtiyaçları meşru yollardan karşılamaktır. Hepimize düşen hem alanımızda iyi olmak, hem genel kültürümüzü artırmak hem de değerlerimizi öğrenmektir.  Tabi bütün bu bilgileri yaşama yansıtmaktır. Baskı dayatma ve şiddeti değil herkesle oturup konuşarak diyalog kanallarını açık tutarak problemlere çözüm üretmektir. Zamanın, gençliğin, üniversite yıllarının kıymetini çok iyi bilmektir. Dünyanın küçük bir köy olduğunun farkına varmak, mutlaka en az bir dil öğrenmek, okumanın, akademik kariyerin, kendi mesleğimizin yanında üretime dayalı (tarım, hayvancılık, farklı atölyeler) bir alanda da kendimizi yetiştirmektir” diyerek konuşmalarını sonlandırdı.

» Son İçerikler

Etkinlik
Takvimi

Dosya
Arşivi

Bültenler

Üye Olmak
İstiyorum

Online
Bağış